Ana sayfa
Biyografi
Eserleri
Makaleler
Guncel Yorumlar
Kazan Turk Tarihi
Ali Akis Albumu
Tataristan Albumu
Ayaz Ishaki
Kopruler
Iletisim
 
 
 


  1552 Kazan Sehitlerini Anma töreninde yapmis oldugu konusma metni.
Toplantisinda yapilan konusma
TDK/ANKARA

Sayin Baskan,
Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu Üyeleri,
Degerli Bilginlerimiz,
Hanimefendiler, Beyefendiler
Ve Sevgili Gençler,

Bana bu yüce bilimsel toplantida konusma firsati veren Baskanlik Divanina tesekkür ederim.
Idil-Ural Millî Kurtulus Davasi'na hizmet eden teskilâtlar arasinda bulunan Dünya Tatar Ligasinin Kurucu Üyesi ve Fahri Baskani sifatiyla, Baskan Sayin Dr. Gönül Pultar Hanimin tavsiyesiyle, 65 yillik tecrübeme dayanarak, büyük Türk Dünyasi'nin önemli ülkesi ve sanli Altin-Orda Imparatorlugunun tarihî ve tabiî vârisi Kazan Hanligi'nin bundan 450 yil önce Rus Çari Korkunç Ivan tarafindan istilâya ugramasi faciasina tahsis edilen konusmalar serisine katkida bulunmak amaciyla birkaç dakikalik vaktinizi alacagim.
Her ne kadar bu konuda birçok bilginimiz ilmî konusmalar yapsalar da, ugruna 65 yilimi verdigim davanin Türk Dünyasi ve Türk Birligi açisindan önemiyle ilgili olarak Türk gençligine seslenmek ve bazi tavsiyelerde bulunmak istiyorum.
Sevgili Gençler,
Kazan Hanligi'nin baskenti olan Kazan sehrinin Ruslar tarafindan istilâ felâketine ugramasinin üzerinden 450 sene geçti.
Bu fecî olay, Türk Dünyasi tarihinin en önemli dönüm noktalarindan birini teskil etmektedir. 1552 yili, Rus emperyalizminin dogum tarihi ve Türk Dünyasi'nin, Türk hakimiyetinin sonunun baslangicidir. Degerli tarihçilerimiz, bu konuyu, bilimsel ayrintilariyla anlatacaklardir. Ben sadece sunu vurgulamak istiyorum: Slav-Ortodoks dünyasi, Kazan'in istilâsiyla, en güçlü rakibi sayilan Türk-Islâm dünyasina ilk darbeyi indirmis oldu. Böylece Rus Çarligi, Ortodoks dinini yaymak bahanesiyle, tarihî misyonu sayilan doguya, Islâm-Türk dünyasina hamlesini, Drang nach Osten/Doguya hamle operasyonuna girismis oldu. Doguya hamle, bin yilin üçte birini olusturan 333 yillik süre içerisinde tamamlandi ve 1885 yilinda Rus yayilmaciligi, Çin'e kadar uzandi.
Alman tarihçisi Von Dieter Friede, 1957 yilinda yazmis oldugu Das Russische Perpetian Mobile (Sürekli Rus Devri daimi) adli eserinde, dünya tarihinde hiçbir devletin 300 yil zarfinda 60 misli büyümedigine isaret etmekte ve hayretini gizlememektedir. Buradan, Rus yayilmaciliginin Doguya hamle ile sinirli kalmadigi anlasilmaktadir. Rusya, 17. Yüzyilda, yani Kazan'in istilâsiyla 1654 yilinda Ukrayna'yi da istilâ etmek suretiyle Drang nach Westen (Batiya hamle) operasyonuna giristi. Bu istilâyi, 1771 yilinda Polonya'nin, 1812 yilinda Finlandiya ve Baltik ülkelerinin Rus boyunduruguna alinmasi takip etti. Ayni dönemde Rus Çarligi güneye de sarkti. Neticede Rus çarliginin yüzölçümü, 21 milyon km-kareye ulasti. Bu ise Rus Çarliginin tam 100 misli büyümesi anlamina geliyor.
Ruslar, istilâ ettikleri topraklarda yasayan halklari sömürme, parçalama ve yok etme cinayetine giriserek barbarligin en dehsetlisini uygulamak suretiyle sadece insan kasapligi sifatini kazandilar!
Rus genislemesinin tarihçesine kisaca isaret ettikten sonra bu toplantinin konusunu teskil eden Kazan Hanligi'nin Rus istilâsina ugramasi olayina dönelim.
1552 yilinda Avrupa, Asya ve Afrika kit'alarinda (Pax Ottomanica) Osmanli barisi hüküm sürmekteydi. Osmanli Imparatorlugu bünyesinde özel statüye sahip Kirim Hanligi, kan, din, kültür, gelenek ve tarih yönünden öz kardesleri Kazan Tatarlarini istilâdan kurtarma yolunda ciddî adim atilar mi? Bu yakici soruya, aziz tarihçilerimizin bu kürsüden cevap vereceklerini umuyorum.
Ben henüz lise ögrencisiyken, yani 1930 yillarinda elime geçen bir kitapta bir siire rastlamistim. O siir, 1510 yillarinda yazilmisti. Bu siirin bir kitasi söyleydi:
Yörük daglar yenilsin
Altin Orda Dan versin
Osmanli'nin bayragi
Balkanlarda yükselsin...

Altin Orda'nin can çekistigi bir dönemde yazilan bu siirde, Balkanlarda Osmanli'nin bayraginin yükselmesi isteniyordu. Bu bir rastlanti olamaz. Gerçekten de Rus tehlikesinin yüksek boyutlara ulastigi 1510 yillarinda, Osmanli Devleti, Balkanlarda hakimiyet kurmaya baslamisti. Yukarida dile getirdigim Pax Ottomanica, üç kit'aya yayilmisti. Durum böyle iken, o tarihten kirk yil sonra, Kazan Hanligi'na yapilan dehsetli Rus baskisina karsi din, kan ve kültür kardeslerini istilâdan kurtarma hususunda ne Osmanli'dan ne de Kirim Hanligi'ndan herhangi etkili bir destek ve yardim gelmedi. Böylece Kazan Hanligi, göz göre göre dünyanin en korkunç istilâsina ugradi.
Kazan Hanligi'nin yerli ahalisi, insan üstü bir direnç ve imanla yurdunu savundu, ama maalesef birtakim tüccar ve bazi asilzade mirzalar, maddî çikar ugruna Rus çari, insan kasabi Korkunç Ivan'a yardimda bulundular; yani kendi milletine ve vatanina ihanet ettiler!
Sevgili Gençler,
450 yil önce cereyan eden bu faciadan ders alarak Türk-Islâm Birligi çerçevesinde, büyük Türkçülerimiz ve Atatürk'ün fikirleri dogrultusunda birlik ve beraberligimizi perçinlestirerek Slav-Ortodoks tehlikesine karsi mücadele saflarini siklastiriniz. Bu mücadele, saldirganlik degil, terör hiç degil; bilakis bir kurtulus hareketidir. Manevî degerlerde mahrum çagdas materyalist ortamda Rus, Çin ve Israil emperyalistleri, Türk-Islâm dünyasini parçalama ve yok etme çabasi içinde bulunuyorlar. Bu üç ser ve fesat odagina karsi yapilacak maddî ve manevî mücadelede Türkiye Türklerinde Bizans'in fena mirasi olan sorumsuzluk, ciddiyetsizlik ve entrikacilik hastaliklarindan, Sovyet Rus boyundurugundan kurtulan Azerbaycan, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve kismen egemenlige kavusan Idil-Ural, Kuzey Kafkasya ve Kirim cumhuriyetleri halklarinin korkunç seviyeye ulasan Sovyet insani ve Sovyet milleti mensubu yaratma sendromundan kurtulmasi, kaçinilmaz en önemli ve en hayatî mecburiyettir.
Bu bahsettigimiz hastaliklardan arindiktan sonra, Türk Dünyasinin bu büyük, en güçlü ve en gelismis parçasi olan Türkiye Cumhuriyeti gençliginin önderliginde Özbekistan, Kazakistan, Kirgizistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kuzey Kafkasya, Idil-Ural ve Kirim cumhuriyetleri ile Kizil Çin esaretinde yasamakta olan Dogu Türkistan'i kapsayan Büyük Konfederatif devlet kurma idealini, çagdas sartlara uygun bir sekilde gerçeklestirme yolunu aramaliyiz.
Biz simdiye kadar Türkiye Türklerinde ve dis Türklerde mevcut sosyal hastaliklarin tedavi edilmesinden sonra karsimizda bulunan Rus, Çin ve Israil devletlerinin pençesi altindaki Türk ve Müslüman halklarin kurtulmasi yolundaki engelleri de kaldirma isine girismeliyiz ve yolumuzu açmaliyiz.
Simdi müsaadenizle Dis Türkler konusuna geçmek istiyorum. Sinesinde 45 milyon Müslüman Türk'ü barindiran Rus Sovyet Imparatorlugu çöktü ve onun harabeleri üzerinde bes Türk cumhuriyeti, 1991 yilinda hiç beklemedikleri bir anda bagimsizliklarina kavustular. Onlar, Orta Asya'daki Özbekistan, Kazakistan, Kirgizistan, Türkmenistan ve Kafkasya'da Azerbaycan cumhuriyetleri tam bagimsizliklarini alma mutluluguna eristiler. Bu bes cumhuriyet, cografî konumu elverisli olmasi sebebiyle bagimsizligin nimetlerinden yararlanma imkânina kavustular. Ama bazilari, az önce dile getirdigim sosyo-psikolojik hastaliklardan kurtulamadiklarini, bazi tavir ve hareketleriyle ispat ettiler. Meselâ Kirgizistan Hükûmeti, kendi sinirlari içinde yasamakta olan Özbek azinligi, Rus azinlikla ayni mütalâa ederek agir baskilara maruz birakti. Kazakistan'la Özbekistan arasinda sinir ihtilâfi patlak verdi. Tam bagimsizliga kavusan Azerbaycan Cumhuriyeti, Rus-Amerikan usagi Ermenistan'in saldirisina hedef oldu. Hepinizin bildigi Karabag meselesi, kanayan yara olmakta devam ediyor.
Simdi gelelim Kazan Hanligi'nin devami sayilan Idil-Ural'in parçasi Tataristan ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin bir parçasi sayilan Çeçen Cumhuriyeti'ne. 1990 yilinda Idil-Ural'in en büyük cumhuriyeti sayilan tataristan Cumhuriyeti, 438 yil süren Rus boyundurugundan sonra egemenligini ilân etti. Aslinda Tataristan'in Millî Azatlik Hareketi, Gorbaçov tarafindan 1986'da baslatilan Perestroika(yeniden yapilanma) hareketi sonucunda 1988 yilinda dogdu. O yil içinde Kazan'da Tatar Sosyal Merkezi kuruldu. Böylece Millî Kurtulus Hareketi'nin besmelesi okundu. Bu adimi 1989'da Idil-Ural Türk-Tatarlarinin atalari Volga Bulgar Türklerinin Islâm dinini resmen kabul edislerinin Hicrî takvim hesabiyla 1100'üncü yildönümü Kazan'da kutlandi. Böylece Türk Dünyasi'nin Avrupa kit'asinda ilk Islâm devletinin kurulusu görkemli bir sekilde anildi. Bu töreni 1990 yilinda Tataristan Cumhuriyeti'nin egemenligi ilân edilisi takip etti. Bundan sonra 1991 yilinda Tataristan halki Rusya Cumhuriyeti Cumhurbaskani seçimlerini boykot ederek, Mintimer Shemiyev'i % 88 nisbetinde oyla cumhurbaskani seçti ve Moskova'ya rest çekti.
Bunu 1992 yilinda Millî Meclis'in açilmasi, egemenligin % 62 oranla onaylanmasi, Dünya Tatar Kurultayi'nin yapilmasi, Anayasanin ve Millî Bayrakla millî marsin kabulü gibi cesur adimlar takip etti. 1993'te sosyo-ekonomik egemenlik ilân edilince Moskova'daki sovenist ve emperyalist unsurlar ayaga kalkti. Ayrica 1992 yilinin 31 Mart günü, Moskova'da toplanan RF'nu olusturan 20 özerk (muhtar) cumhuriyetin baskanlarinin katilimiyla düzenlenen toplantida Cumhurbaskani Yeltsin ile her muhtar cumhuriyetin baskani arasinda varilan ikili anlasmalara imza atma töreni yapildi. Bu ikili anlasmalara 18 cumhuriyetin baskani sessizce imza atarak RF vasallari olduklarini bütün dünyaya gösterdiler. Ancak iki cumhurbaskani, Yeltsin'le anlasma imzalamayi kesinlikle reddetmek suretiyle Moskova'ya karsi açik tavir aldilar. Bu iki kahraman cumhurbaskaninin biri Tataristan lideri Mintimer Shvmiyev, digeri de Çeçenistan'in essiz önderi rahmetli Cafer Dudayev'dir.
Her iki liderin gerekçesi, tarihte mevcut olmayan bir anlasmayi imza etmenin, tarihe ihanet olacagi inanciydi. Gerçekten de Ruslar, Tataristan'i yüz yillik kanli savastan sonra, Çeçenistan'i da 300 yil süren kanli gerilla savaslarindan sonra istilâ edebildiler. Her iki ülkeyle de herhangi bir anlasma yapilmadi. Ama dehsetli soy kirimi yapildi. Çeçen soy kirimi hâlâ devam etmektedir.
Tataristan'a gelince, Tatar aydinlari ve isçileri, 1988 ile 1994 yillari arasindaki yedi yillik dönemde, olaganüstü gayret ve azimle, ülkenin cografî dezavantajina ragmen % 70 oraninda bagimsizlik ve egemenlik haklarini kazandilar. Ama Rusya'nin yeni Çari Putin, Tataristan'in elde ettigi bu haklari ortadan kaldirma çabasiyla, yasalara aykiri bir tavir sergilemektedir.
11 Eylül 2001 yilinda meydana gelen durum, önceki demokratik kurallari hiçe sayan yeni despotik rejimler kurma düsüncesini dogurdu. Bu felsefeye göre herhangi bir kurtulus ve hürriyet hareketi, terör olarak nitelenmekte ve üstüne siddetle gidilmektedir. Öte yandan her türlü devlet terörü mubah ve yasal sayilmaktadir. Bu devlet terörü örneklerini Putin, Saron ve Çin diktatöründe görmekteyiz. Rusya'da Çarlik zamanindan beri sürüp gelen Haçli duygusu, medenî dünya manzarasina asla yakismiyor.
Biz, Ruslarla esit hürriyet ve baris, huzur içinde yasamak istiyoruz. Istedigimiz, egemenlik gerçeklesirse, Tatarlar, Türkiye ile Rusya arasinda ticarî, iktisadî, turistik ve diger sahalarda köprü görevini, mükemmel bir sekilde yapabilirler. Bu da yalniz bölge barisina degil, bütün dünya barisina önemli bir katki saglayacaktir.
Dünya barisina, dünya çapinda refah seviyesine ulasma amacini engelleyen faktörler arasinda, sözü geçen Rusya, Çin ve Israil'in giristikleri dünya hegemonisi çabalari, büyük rol oynamaktadir. Sovyet Imparatorlugu çöktü, ama Rus emperyalizmi dimdik ayakta! Bugün Post-Sovyet rejimi, RF, emperyalist emellerinin yolunu açmak için bu yolda engel teskil eden isyankâr Tataristan ve Çeçenistan Cumhuriyetlerini ortadan kaldirma çabasi içinde bulunuyor. Bu husustaki bilgi ve düsüncelerimi, AKLIMDA KALANLAR adli kitabimda anlattim, oraya bakilabilir.
1991 yilinda Rus-Sovyet Imparatorlugu çöktükten sonra, dünyamizin siyasî dengesi bozuldu. ABD, tek kutuplu topal denge unsuru hâline geldi. Genis demokratik haklara sahip ABD'de bu imkânlardan yararlanmasini bilen Israil, Yunan ve Ermeni lobileri, siniri asan taleplerle ortaya çiktilar. Bunlardan Yahudi lobisi, bütün dünyaya kendi malî hegemonisini yerlestirme emelinden hareketle Filistin meselesini kangren hâline getirdi ve soy kirim operasyonuna giristi.
Yahudilerden ilham alan Ermeni lobisi, yakin tarihte devlet kurmaktan mahrum oldugu hâlde Türkiye'den haksiz ve yasa disi taleplerde bulundu. Yunan lobisi, Megalo-Idea ütopyasiyla faaliyete basladi ve 1922 yilinda Türklerden aldigi aci dersi unutmadigini belli etti.
Iste bu üç lobinin etkisi altinda kalan ABD yöneticileri, bati dünyasinin fecî sonunu baslatma sürecine girdiler.
1992'de Balkanlarda baslayan millî kurtulus hareketleri, sun'i Yugoslavya devletini kan gölüne çevirdi. Sirp-Slav Ortodoks yamyamlarinin giristigi Müslüman katliami faciasina, AB ancak seyirci kaldi. Gecikerek de olsa ABD müdahalesi sayesinde Balkanlarda Bosna-Hersek devleti ve Kosova bölgesi bagimsizligina kavustu.
Rus Federasyonu Post-Sovyet devleti, Çeçenleri sistematik soy kirima maruz biraktigi hâlde, bütün dünya seyirci kalmaya devam ediyor. Filistin meselesi, uluslar arasi hukukun yetkisinden çikarilarak petrol hazretlerinin çikarlari ve Israil'in güvenliginin saglanmasi dogrultusunda Irak petrolleri çerçevesine sokularak Israil'in yasa disi ve barbarca eylemlerine hedef hâline getirildi.
Normal sartlarda Orta Dogu, Balkanlar ve Kafkasya, Orta Asya ve Dogu Avrupa ülkelerinde Türkiye Cumhuriyeti, en elverisli denge unsuru olmaliydi. Ama Israil-Yunan-Ermeni lobileri, Türkiye'yi dislayarak, Israil'le Rusya'yi son söz sahibi yapmak çabasi içinde bulunuyorlar. ABD'nin Baskani Bush, Israil lobisinin emirlerini yerine getirme noktasindan hareketle, Türkiye Cumhuriyeti'ni kendi hava üssü hâline getirmek suretiyle Irak'taki Türkmen kardeslerimizin haklarini savunma yetkisinden bile mahrum birakmak istedigini fiilen göstermis oldu.
RF'nun yeni lideri Putin, Orta Dogu'daki krizden yararlanarak bir yandan Çeçen halkini ortadan kaldirma, öte yandan isyankâr Tataristan Cumhuriyeti'ni alelade eyalet hâline getirme girisimlerini artirma çabalari içinde bulunuyor. Putin, Tataristan Cumhuriyeti'ni ortadan kaldirma yolunda, iki adim atma girisiminde bulundu: Bu adimlarin birincisi, 2000 yilinda Tataristan Hükûmeti tarafindan kabul edilen Latin alfabesine geçisi göz önünde tutan yasayi, RF anayasasina aykiri düstügü iddiasiyla kabul etmedigini resmen ilân etti. Putin'in ikinci adimi, Rusya'da 9 Ekim 2002 tarihinde baslanan nüfus sayiminda RF bünyesinde Tatar halkinin Ruslardan sonra ikinci millet durumundan üçüncü millet durumuna düsürme çabasi seklinde yorumlanan pis ve çirkin oyunudur.
Tatar aydinlari, bu seytanca plâna karsi direndikleri hâlde Ruslar, Baskurt fasistleri arasinda kendilerine sadik usaklar bulmak suretiyle Baskurdistan'da yasamakta olan ve genel nüfusun % 37'sini teskil eden Tatarlarin sayisini, yariya indirmeyi basarma mücadelesi veriyorlar. Ama Baskurt fasistleri, Rus efendilerine yaranmak için bütün çabalarinda kendi dallarini kestiklerinin farkinda degiller.
Aslinda Ruslarin amaci, Tatarlarin sayisini düsürmekle Baskurtlarin sayisini yükseltmekten ziyade, RF'nda yasamakta olan Ukraynali azinligin sayisini 8 milyonun üstüne çikarmak suretiyle RF'nun Slav-Ortodoks çogunluguna dayanan bir Slav Cumhuriyeti hâline getirmekten ibarettir. Ahmak Baskurt fasistleri, bu durumu anlamak yeteneginden yoksun zavalli yaratiklardir. Ben bu sözlerimden bütün Baskurt halkini tenzih ederim. Zira Baskurtlar, Tatarlarin ikiz kardesidir.
Sayin dinleyenlerim, benim Türkçü düsüncelerimden tedirgin olmasinlar. Türk Birligi veya Pan-Türkizm akimi, basta Türkiye'yi yok etmeye yönelik ve sonra Rusya ve Balkanlardaki Türkleri asimile etmeyi hedef alan agresif Pan-Slavizme karsi tepki (reaksiyon) olarak dogmus ve gelismistir. Fizikte etki-tepki kanunu uyarinca, etkiye karsi tepki meydana gelmektedir.
Tataristan Cumhuriyeti, egemenliginin % 70'ini elde ettigi hâlde, agir Rus baskisi sonucunda bu basarinin % 50'sinden mahrum birakildi. Yani kusa çevrildi. Tatar aydinlariyla isçilerinin fedakârane çabalari, Rus sömürücülerinin kaba kuvvetle mukabelesine hedef olmaktadir. Bunu son bes yilda dört olayi dile getirmekle Tataristan'daki siyasî tabloyu daha net görmüs oluruz:

Ilk olay, 1997 yilinda Tatar Sosyal Merkezi'nin baskani Doçent Murat Mülukof'a yapilan saldiri, ölümle neticelendi. Böylece Murat Mülukov, millî hareketin aziz sehidi oldu.
Ikincisi, Tataristan Sosyal Merkezi'nin Çalli'daki temsilcisi Nefiz Kesapov'a 2001 yilinda düzenlenen saldiridir. Agir yaralanan mücahit, Allah'a sükür sagligina kavustu.
Üçüncü olay, 2001 yilinda Kazan'da cereyan etti. Cesur gazeteci Talat Bari'ye basin yoluyla agir saldirilar yapildi.
Dördüncüsü de 7 Ekim 2002 tarihinde Ufa'da sanli mücahit ve Millî Meclis Üyesi Yazar ve Sair Ayda Halim'e karsi düzenlenen saldiridir. Bu saldiri, Rus ve Baskurt fasistleri tarafindan tertiplenmistir. Millî mücahidimiz, Çalli'da tedavi görmektedir.
Sevgili Gençler, bu uzun ama gerçekçi konusmamla, dünya kamuoyuna, Pen-Kulübe, Insan Haklari'na, BM Teskilâtina, Rus baskisini sikâyet ederek bir protesto göndermeye çagiriyorum.
Konusmami tamamlarken, yasimin ilerlemesi sebebiyle, yerimi Sayin Dr. Gönül Pultar Hanimla birlikte diger idealist genç arkadaslara birakmistim. Bu arkadaslarima basarilar diliyorum.
Son ricam: Mevcut yasalar çerçevesinde Tataristan'in egemenligini Türk Birligi çerçevesinde, basin, Internet ve diger medya araciligiyla savunmak ve davamizin hakli oldugunu ispat etmeye çalisiniz.
Türkiye'nin AB'ne girmesini, bagimsizlik ilkelerine zarar vermemek, millî ve manevî degerleri incitmemek sartiyla desteklemeliyiz.
ABD siyaset adamlarindan Pat Buchenan, 2001 yilinda, 'Batinin Ölümü' adli bir kitap yazmis. Bu esere göre, Avrupa ve AB, 2050 yilina kadar küçük devletler hâline gelecekler. Rusya, yerini Çin'e birakarak ortadan kalkacak.
Iste bu tür spekülasyonlar dogrultusunda Türk-Islâm Birligi çerçevesinde, basta Ulu Önder Atatürk'ten, Azerbaycan Önderi M. Emin Resulzade'den ve Kirim'in büyük evlâdi Cafer Seydahmet'ten, Kuzey Kafkasya'nin kahramani Seyh Samil'den, Idil-Ural'in Önderi Ayaz Ishakî'den örnek alarak nihaî zafere ulasacaginiza gönülden inaniyorum.

Hepinizi hürmetle selamliyorum.



Makaleyi download etmek icin tiklayin


Siir:

 

Hizli Menu


 

• Her Hakki Mahfuzdur • 2004